/* Sol tuş ile seçme sağ seçme ve click engelleme kodu */

Şub
19

Asp.NET Flash kontrol

Asp.NET Flash kontrol kütüphane dosyası


(1 Adet Eklenti İçerir..)

56 Görüntülendi.

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://www.burhanbayrak.com/blog/index.php/2013/02/19/asp-net-flash-kontrol/

Şub
19

Görsel Dosya Karşılaştırma (examdiff19)

Görsel dosya karşılaştırma programı


(1 Adet Eklenti İçerir..)

15 Görüntülendi.

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://www.burhanbayrak.com/blog/index.php/2013/02/19/gorsel-dosya-karsilastirma-examdiff19/

Şub
19

64 Bit Nedir?

64 Bit Nedir?

64 Bit Nedir? Kısaca anlatmak gerekirse 64 bit Hafıza adreslemesi, tam sayı tipi(Bilgisayar terimi olarak.) olarak geçer. Merkezi işlem birimi (CPU) da ALU yani aritmetiksel hesaplama ünitesi bulunmaktadır. Bu ünite işlemcinin gelen verileri işlediği bir nevi düşünen kısmıdır. 64 Bit bu kısımda çoğunlukla ele alınır.

CPU üzerinde Register denilen bir birim bulunur. Bu birim birer küçük hafıza diyeceğimiz bir alanlardır. CPU ya özel hafıza birimleri diyelim. Bu birimler en hızlı hafıza birimleridir. Normal Ram yada Özel üretim Ram’ler dahi Register birimlerinin hızlarına erişemez. Register CPU işlem yaparken hesaplanan işlemi işleyip ilk önce buraya geçici olarak koyup diğer işlemlerine devam eder. Veri adresleri ve adres yolları buraya bilgilerini bırakıp diğer birimlere devam ederler.
Önceleri 64 Bit işlemci mimarisi çıkmadan önce 32 Bit işlemci mimarileri bulunmaktaydı. Biraz önce bahsettiğim Register bölümü ALU’nun en önemli birimidir. Register boyutları ne kadar büyükse işlenen işlem sayısı o kadar fazla olur.

32 Bit işlemcilerde bu Register kayıtları düşük olduğundan işlenecek veri parçalara bölünüp işlemciye bildirilip Aritmetiksel işlemlere uğrayıp gönderileceği birimlere iletiliyordu. 64 Bit ise tahmin edeceğiniz gibi Register alanları daha fazla büyütülerek daha fazla aritmetiksel işlem (ALU) yapılarak daha kısa sürece çok iş sağlayabiliyordu. 32 Bitin adreslemesi sınırlıdır. Kısacası 4 GB ram ile sınırlandırılmış olup bir İşleme (Process) mesela Adobe Photoshop ile bir resim çalışması yaptığınızı düşünün: Photoshop.exe işlemcide maksimum 3.25 GB sınırlarında adresleme yapabilecek ve işlemcide o ayrılan bellek ile işlemlerine devam edecektir. Ama 4 GB nın tamamı kullanılmamış diyeceksiniz. Evet çünkü Kullanılan işletim sistemide kendisi için belirli bir adres ayırıp sağlıklı çalışmak zorundadır.

Mesela Windows ilk açılışında boot’tan itibaren DLL yüklemeleri, Servis Yüklemeleri, Kullanıcı arayüzü vb işlemler için özel korumalı bir bölge açar ve buraya erişimi yasaklar. Bu yüzden 4 GB yi bir program kullanamaz.
64 Bitte ise tam tersidir. Toplam adresleme 2 Terabyte’a çıkartılmıştır. 64 Bit destekli bir işlemci sayesinde 4 GB ram ve üzerini rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Fakat bir sorunumuz var: İşletim Sistemi !!!
İşletim sistemi İşlemciye Programdan aldığını bildirmek zorundadır. Bir nevi aracı düşünebiliriz. 32 Döneminde İşletim sistemleri 32 Bit mimarili işlemciler için derlenmiş ve uyumlaştırılmıştır. Mesala Windows XP yi ele alalım. İlk çıktığında 64 Bit işlemci Yoktu (Burada şundan bahsetmek istiyorum. 64 Bit işlemciler vardı ama Kurumsal özel üretimli ve normal kullanıcının alamayacağı düzeydeydi.).

Bu yüzden Microsoft Yaygın olan işlemcilere uygun olarak Windows XP yi derleyip piyasaya sundu. Fakat XP nin çıkmasından bir sene sonra AMD Firması Athlon64 işlemcilerini piyasaya sundu. İlk normal kullanıcı için piyasaya sürülen işlemciler. Microsoft 1 Yıl sonra Windows Server 2003 ve Windows XP 64 biti piyasaya sürdü.
Dediğim gibi eğer İşletim sistemi işlemci ile uyumlu değilse 64 bit kullanılamaz. Kısaca bundan bahsettim.

64 bit ve Geri Uyumluluk

64 Bit işlemci için özel olarak üretilmiş programlar, işletim sistemleri, sürücülerin olması şarttır. 64 Bit için en büyük şart işlemcidir. İşlemciniz desteklemiyorsa bundan faydalanamazsınız. Dediğim gibi 64 bit için kodlanmış ve derlenmiş bir program geri uyumlu değildir. Burada bir sorun var. Ya eski bir programınız varsa? Yada sevdiğiniz bir oyun 32 bit ile yazılmışsa. İşte handikap burada başlıyor.

Burada en büyük iş o programı geliştiren firmalara düşüyor. Ama işletim sistemi geliştiren firmalar(Microsoft,Suse,Apple gibi)’a da büyük işler düşüyor. Şuana kadar en iyi performansı sağlayan Microsoft olmuştur. Windows XP 64 Bit çıktığında biz programcılar kara kara düşünmüştük. Programlarımız tekrar derlenecek özel 64 Bit sürümler gerekecek diye. Ama Microsoft bizi bu düşünceden kurtardı.

Windows on Windows (WoW) teknolojisi sayesinde 64 bit derlenmiş bir Windows XP üzerinde 32 bit programlarınızı çalıştırıyor, oyunlarınızı oynuyor keyfinize bakıyordunuz. Tek bir şey sorun oluyordu oda driver desteği mecburen 64 bit destekli olmak zorundalar. Şimdi biraz açalım bu WoW’u. WoW bir nevi sanal Windows gibi bir uygulamadır. Microsoft Windows u kodlarken 32 bit programlar için özel olarak Windows içinde sanallaştırma yapmıştır. Mesela System32 klasörü Normal 64 bit için kullanılırken Wow64 klasörü eski 32 bit uygulamalar için bırakılmış ve işletim sistemine eğer bir 32 bit program çalışırsa onu tanıması ve bu sanallaştırmaya uyması kod ile bildirilmiştir. Burada şu dezavantaj geliyor. 32 bit programlar Mesela 8 gb raminiz var ve Windows XP 64 bit kurulu diyelim. 32 Bit program eskisi gibi hala 3.25 gb ram görmektedir. Sebebi basit eski kodlama.

Peki performans kaybı: Çok az denilecek düzeydedir. Sanallaştırma sadece görsel kısım. İşlemciye bildirilirken program 32 bit bir program olarak bildirilip işlemci tarafında yine 32 bit işlemler yaptırılır. Adresleme sorunu bu işte ama performans fazla fark edilmez.

Performans

İlk olarak Windows Vista kurdunuz. İşlemciniz 64 bit bir işlemci. Raminiz 8 gb. Mesela diyelimki bir oyun açtınız. Eğer oyun 64 bit işlemci için derlenmemiş 32 bit bir programsa hiçbir performans göremezsiniz. Burada performansı işlemci hızınız çekirdek sayınız ve ram ile ekran kartının hızları belirler.

Pekala 64 Bit destekli bir program kurduk diyelim. Örnek: Adobe Photoshop CS4. 5 tane HDR formatında raw dosyalar açık ve özel yöntemle yüksek kaliteli bir resim elde etmek için çabalıyorsunuz. Photoshop’un ayarlarından ram kapasitesini bilgisayarın raminin %80 ini kullan olarak ayarladığınızı var sayıyoruz. Otomatik man 5-6 GB rami rahatlıkla tüketecektir. Ve renderlama işlemi çok rahat ve hızlı bitecektir. Burada eğer ekran kartınıda kullan derseniz Photoshop 64 bitin verdiği ram avantajı ve adresleme aracılığıyla işlenen veriyi ekran kartından işlemciye gönderecek ve hızlı bir sonuç elde edeceksiniz. Aynı şeyi birde oyunda düşünün. Mesela Crysis. Çok rahat ve hiçbir takılma olmadan keyifle bir oyun.

Peki benim 2 GB ramim var işlemcim de 64 biti destekliyor. Sorun olur mu? Hayır sorun olmaz sadece şunu aklınızdan çıkartmayın. 64 bit işlemlerde adresleme yüksek olduğu için rame daha fazla yüklenilir. Buda ram kullanımını arttırır. Sağlıklı çalışma için 4 gb ram önerilir. Ki böylelikle takılma yada dar boğaz olmasın. Forumlarda yada teknoloji sitelerinde soruluyor sıklıkla. Özellikle Windows Vista kullananlar buna şahit oluyor. Eğer 64 bit bir Vista kullanıyorsanız ve ram miktarı 4 gb nin altındaysa Windows işlemlerin aksamamısı için Harddiski sanal bellek olarak kullanır. PageFile dosyası vardır bu dosyaya İşlemcide çalışan işlemleri aktarır. Bu işlemdede durmadan Bilgisayarınızın harddisk ışığı yanar. 7200 devir harddisk altı harddisk yada sağlıklı ortamda çalışmayan bir harddisk kullananlar(sıcak,tozlu,harici) ve 1 GB ramli makinaya Vista kuranlar bu sorunla karşılaşmaktadırlar. 64 bit burada kötüdür.

32 Bit mi hızlı 64 Bit mi?

Bu soruyu şöyle soralım. Bir su kanalı var küçük(32 bit) ve bu su kanalına bağımlı bir çok çiftçi var. Çiftçiler sulama zamanı gelince mecburen kanala yüklenecekler ve kanal bu kapasiteyi kaldıramayacak. Darboğaz oluşacak su yetmeyecek.
Bu kanalı 2 katına çıkartalım. Çiftçiler rahatlıkla tarlalarını sulayacaklar. İşte fark budur. Olaya şöyle bakalım. Kanalın su kaynağını güçlü bir pompa sağlıyor diyelim. Çiftçiye daha fazla su gidecek. Kanal küçükte olsa akış yüksek olduğundan tarla sulaması daha çabuk olacak. Kanal büyük ve pompa küçük olsa küçük kanalın hızı ve büyük kanalın sulama hızı aynı zamanda biter. Ya pompa ile kanal büyük olursa. Artık onuda siz düşünün…

Burada işlemci hızınız yüksek ve 32 bit işlem yapıyorsanız o işlemi 64 bit bir sistemde 64 bit ile kodlanmış ve derlenmiş bir programla kıyaslarsanız eşit olur. Çünkü 64 bit işlemci daha fazla veriyi adresleyip işler. Hızlı bir işlemci ve 64 bit bir program olursa daha hızlı işlem gerçekleşir.
Mesela Winrar ı 32 bit işlemli bir makina da çalıştırın İşlemciniz 3 ghz olsun. Sıkıştırma çok hızlı yapılır. Ama aynı donanımı 64 bit bir işletim sisteminde Winrar ı aynı dosyayı sıkıştırmayı yap derseniz yavaş yapar. Çünkü program o mimariye uygun değil ve sanallaştırılıyor. 64 Bit Winrar olsaydı peki iki kat daha hızlı.

Peki benim bilgisayarım destekliyor mu?
Bilemem! Ama bunlar yardımcı olur;
AMD Athlon64 ve sonrası çıkan bütün Amd işlemcileri(Opteron,Turion,Athlon64)
Intel Yeni Celeronlar, P4 Prescott 610 ve üzeri işlemciler(Centrino Platformundan eskiler destekli değil. Core 2 Duo ve Pentium Dual Core işlemciler destekli.)
Via 64 Bit işlemciler ve Via Nano işlemciler.
IBM Power6 İşlemcisi.
IBM PowerPC 970 işlemcisi.
Cell BoardBand Engine işlemcisi olan Özel üretim Sony Playstation(IBM,Toshiba ve Sony tasarladı.)
IBM Xenon Kullanan XBox360 işlemcisi.(PowerPC çekirdekli.)
Intel Itanium x64 (IA64) işlemcileri
Alttaki 5 işlemci özel üretim ve Büyük iş istasyonlarınca kullanılıyor. Oyun konsolları ise Sony ve Microsoft Tarafından kullanılıyor.

64 Bit Program nasıl geliştirilir.

Microsoft Bunu Geliştiricilere Visual Studio 2005 ile dağıtaya başladı. .NET 2.0 ‘ın 64 bit desteği eklenmiş ve geliştiricilere SDK sunulmuştu.(Şuan 2008 sürümü var ama Hala Visual Studio IDE si 32 bit çalışmaktadır !!!).
Eclipse (Ücretsiz) : 32 bit ve 64 bit sürümleri vardır. C++ ve Java ağırlıklı kullanılır.
Sun JAVA: Solaris işletim sistemi ile 64 Bite tam destek vermektedir.

Driver (Sürücü Sorunu)

Nvidia, Intel, Amd, Via, Creative gibi büyük firmalar ilk çıktığından bu yana 64 bit desteği vermektedirler. Destek vermeyen bir firmanın sürücüsüne sahipseniz artık onu kullanmayın yada internette araştırın. Windows 7 ile Microsoft çoğu sürücüleri kendisi dağıtıyor yada buluyor.

Alıntıdır.

17 Görüntülendi.

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://www.burhanbayrak.com/blog/index.php/2013/02/19/64-bit-nedir/

Şub
19

Microsoft Xp-Win7-Win8-Office 2007-2010 Lisans Aktivasyonu Yedekleme

Windows XP Lisansını Yedeklemek

1. C:\windows\system32\ klasörüne gelin.
2. wpa.bak ve wpa.dbl dosyalarını bir yere kopyalayın.

Bilgisayarınz format attınız, windowsu kurdunuz ardından.

1.Bilgisayarı Güvenli Modda başlatın. (Windows açılırken F8′e basınca çıkan ekrandan oluyor..)

2.C:\windows\system32\ klasörüne girin.

3.wpa.bak ve wpa.dbl dosyalarını bir yede kopyalayınki problem olduğunda geri dönebilesiniz.

4.Daha önce kopyaladığınız wpa.bak ve wpa.dbl dosyalarını system32 dizini altına kopyalayın. Üstüne yazayımmı dediğinde de evet diyin.

Kaynak : http://support.microsoft.com/default.aspx?scid=kb;EN-US;Q305356

Microsoft office 2007-2010 lisans yedekleme,

windows7 ve windows8 üzerinde C:\ProgramData\Microsoft\OfficeSoftwareProtectionPlatform folder\tokens.dat dosyasını yedekleyin

geri yüklerken aynı yerdeki tokens.dat ı silin Cache klasörünü boşaltın, aktif tokens.dat i koyun

Lisans no  gerekirse,  office ten girilebilir.

 

Windows 7 ve windows 8 lisans aktivasyon yedekleme için

aşağıdaki adreslerde bulunan tokens.dat ve xrm.ms uzantılı iki dosyayı yedekleyin (xrm-ms dosyası yalnız QEM bilgisayarlarda bulunur, diğerleri bu dosyayı aramasınlar, ürün orjinal ise onlara lazım olmaz)

windows7 için “C:\windows\ServiceProfiles\NetworkService\AppData\Roaming\Microsoft\SoftwareProtectionPlatform\tokens.dat”
w8 için “C:\Windows\system32\spp folder\store\tokens.dat”

C:\windows\system32\OEM\acer.2.1.XRM-MS

geri yüklerken aynı adresteki tokens.dat i silin,
yanındaki cache klasörünü silin ve önceden yedeklediğin tokens.dat ı oraya koyun. (sırayla yazdım çünkü önce cache silinirse, tokens.dat silinmiyor, bu durumda bilgisayarı yeniden başlatmanız kafi)

xrm-ms dosyasını aldığınız adrese koyun

yedeklediğiniz dosyalara göre “MARKA ismini ve XXXXX-XXXXX-XXXXX-XXXXX-XXXXX şeklinde ifade ettiğim Key i” düzeltmek üzere şu komutları yönetici olarak çalıştırdığınız CMD den girin.

slmgr.vbs -ilc “C:\windows\system32\OEM\MARKA.XRM-MS”

slmgr -ipk XXXXX-XXXXX-XXXXX-XXXXX-XXXXX

Not: bu şekilde yedeklediğiniz lisanslar geri yüklendiğinde geçersiz oluyor ise, ya kurduğunuz ofis veya windows farklı, ya donanımı değiştirdiniz, ya da orjinal ürün kullanmıyorsunuz.

En önemlisi Qem kullandığınız bilgisayar zaten bios modludur, Farklı bir işletim sistemi kurduysanız yukarıdaki geri yükleme işlemini kullanarak, sertifikayı komutta verilen yere koymak şartı ile
girdiğiniz bir Qem key ile sisteminizi yeniden etkinleştirebilirsiniz, burada xrm-ms dosyası olarak fabrika ayarları ile gelen sertifika işinizi görür. Kaybetmişseniz mühim değil internetten markanıza ait sertifikayı da bulabilirsiniz.

505 Görüntülendi.

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://www.burhanbayrak.com/blog/index.php/2013/02/19/microsoft-office-2010-lisans-aktivasyonu-yedekleme/

Şub
19

Windows 7 USB / DVD Tool

Windows 7 USB / DVD Download Tool Microsoft’ un resmi olarak yayınladığı bu program ile Flash diskler ile Windows 7 kurabilirsiniz.

Windows 7 betanın ilk çıktığı günlerde USB belleklerden kurulması için bir yazı hazırlanmıştı orada 10 aşamalı bir işlemden sonra Windows 7 Flash belleğe yükleyip kurabiliyorsunuz..

Bugün Microsoft’ un yayınladığı Windows 7 USB / DVD Download Tool ile uzun zahmetli işlemlerden kurtuluyorsunuz Windows 7 ISO dosyasını seçme işleminden sonra bir kaç dakika sonra Windows 7 Flash diske yükleniyor ve istediğiniz bilgisayar Flash disk üzerinden Windows 7 kurabilirsiniz. Bu işlem ençok Notebook kullanıcıların işine yaracak..

1. Windows 7 USB/DVD Download Tool indirip kurulumunu yapın.

Browser ile Windows 7 ISO dosyasını seçin.

USB Device / DVD bunlardan birini seçerek hangsi üzerinden kurulum yapacağınız sürücüyü seçin.

Buradan yüklemek istediğiniz sürücüyü seçin. Begin copying butonuna basarak kopyalama işlemini başlatın.

Flash diskiniz formatlama işleminden sonra Windows 7′ nin kurulumu için gerekli dosyaları Flash diskinize kopyalanıyor..


(1 Adet Eklenti İçerir..)

29 Görüntülendi.

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://www.burhanbayrak.com/blog/index.php/2013/02/19/windows-7-usb-dvd-tool/

Şub
15

DNS (Domain Name System) Nedir?

DNS (Domain Name System) Nedir?

Network Güvenliği

DNS,Domain Name System’in kısaltılmış şeklidir. Türkçe karşılığı ise Alan İsimlendirme Sistemi olarak bilinir. DNS, 256 karaktere kadar büyüyebilen host isimlerini IP’ye çevirmek için kullanılan bir sistemdir. Host ismi,tümüyle tanımlanmış isim (full qualified name) olarak da bilinir ve hem bilgisayarın ismini hem de bilgisayarın bulunduğu Internet domainini gösterir. Örneğin murat.anadolu.com.tr ismi. Bu isimde “anadolu.com.tr” ifadesi internet domainini, “murat” ifadesi ise bu domaindeki tek bir makineyi belirtir. DNS , verilen bir makina adının IP adresini çözerek makinaların Internet üzerinde host isimleri ile haberleşmelerine olanak tanır. DNS’in amacı nedir? DNS, kolay anlaşılabilir ve kullanılabilir makine ve alan isimleri ile makine IP adresleri arasında çift taraflı dönüşümü sağlar. IP adreslerinin gündelik hayatta kullanımı ve hatırlanması pek pratik olmadığı için domain isimlendirme sistemi kullanılır. Ana amacı, ağ uzerinden gelen alan adı veya IPnumarası ile ilgili sorgulamalara yanıt vermektir. Bu amaç için cok yaygın olarak \”Berkeley Internet Name Domain (BIND)\” yazılımı kullanılmaktadır. Siz bir siteye erişmek istediğinizde, DNS sayesinde hangi site nerde , hangi IP hangi bilğisayara ait olduğu belirlenir, ve istediğiniz yere erişirsiniz.

DNS tarihçesi

1984 yılına kadar DNS diye bir şey yoktu. O yıla kadar isim-IP çözümlemesi HOSTS adında bir metin dosyası ile yapılmaktaydı. Internetteki bilgisayarların isimleri ve IP adresleri bu dosyaya elle kaydediliyordu. Internetteki bilgisayarların herbirinde bu dosyanın bir kopyası bulunmaktaydı. Bir bilgisayar bir başka bilgisayara ulaşmak istediğinde bu dosyayı inceliyor,eğer dosyada o bilgisayarın kaydı bulunuyorsa IP adresini alıyor ve iletişime geçiyordu. Bu sistemin iyi işleyebilmesi için HOSTS dosyası içeriğinin hep güncel kalması gerekiyordu. Bunu sağlamak için de dosyanın aslının saklandığı ABD’deki Stanford Universitesine belli aralıklarla bağlanarak kopyalama yapılıyordu. Ama internetteki bilgisayarların sayısı arttıkça hem bu dosyanın büyüklüğü olağanüstü boyutlara ulaşmaya başladı,hemde internetteki bilgisayarların dosyayı kopyalamak için yaptığı bağlantı Standford’daki bilgisayarları kilitlemeye başladı. Tek bir HOSTS dosyası kullanmanın başka bir kötülüğü de şuydu: bütün bilgisayarlar aynı düzeyde yer aldığı için bir bilgisayar isminin bütün internette bir eşinin daha bulunmamasını sağlamak gerekiyordu. Bu sorunlar yüzünden internet yetkili organları 1984 yılında DNS’i ürettiler.DNS hem bilgisayar veri tabanını dağıtık bir yapıya sokuyor,hemde bilgisayarlar arasında hiyerarşik bir yapı kurulmasını sağlıyordu. DNS’de dağıtık veri tabanı şöyle sağlanıyordu. Bilgisayarlar bulundukları yerlere,ait oldukları kurumlara göre sınıflandırılıyorlardı. Örneğin türkiyedeki bilgisayarların listesini(.tr domaini) türkiye’den sorumlu bir DNS sunucu makine tutuyordu.böylece internet ortamındaki bütün bilgisayarların bilgisinin tek bir yerde tutulması zorunluluğu kalmıyordu.

DNS’in yapısı

DNS sistemi isim sunucuları ve çözümleyicilerinden oluşur. İsim sunucuları olarak düzenlenen bilgisayarlar host isimlerine karşılık gelen IP adresi bilgilerini tutarlar. Çözümleyiciler ise DNS istemcilerdir. DNS istemcilerde, DNS sunucu yada sunucuların adresleri bulunur. Bir DNS istemci bir bilgisayarın ismine karşılık IP adresini bulmak istediği zaman isim sunucuya başvurur. İsim sunucu, yani DNS sunucu da eğer kendi veritabanında öyle bir isim varsa, bu isme karşılık gelen IP adresini istemciye gönderir. DNS veritabanına kayıtların elle,tek tek girilmesi gerekir. Internet adresleri ilkönce ülkelere göre ayrılır. Adreslerin sonundaki tr, de , uk gibi ifadeler adresin bulunduğu ülkeyi gösterir. Örneğin tr Türkiyeyi, de Almanyayı, uk İngiltereyi gösterir. ABD adresleri için bir ülke takısı kullanılmaz çünkü DNS ve benzeri uygulamaları yaratan ülke ABD’dir. Internet adresleri ülkelere ayrılıdıktan sonra com, edu, gov gibi daha alt bölümlere ayrılır. Bu ifadeler DNS’de üst düzey (top-level) domainlere karşılık gelir. Üst düzey doainler aşağıdaki gibidir: Com :Ticari kuruluşları gösterir. Edu :Eğitim kurumlarını gösterir. Org :Ticari olmayan, hükümete de bağlı bulunmayan kurumları gösterir. Net :Internet omurgası işlevini üstlenen ağları gösterir. Gov :Hükümete bağlı kurumları gösterir. Mil :Askeri kurumları gösterir. Num :Telefon numaralarını bulabileceğiniz yerleri gösterir. Arpa :Ters DNS sorgulaması yapılabilecek yerleri gösterir. Alan isimleri, agaç yapısı denilen ve belli bir kurala göre dallanan bir yapıda kullanılmaktadır. Amerika haricinde, internete baglı olan tüm ülkelerdeki adresler, o ülkenin ISO3166 ülkekodu ile bitmektedir. Türkiye\’deki tüm alt alan adresleri, .tr ile bitmektedir. Örneğin; marine.ulakbim.gov.tr adresinde; tr Türkiye\’yi, gov alt alanın devlet kurumu olduğunu, ulakbim bu devlet kurumunu, marine bu kurumda bulunan bir makineyi göstermektedir. Yetki Bölgesi (Zone of Authority)

Yetki bölgesi DNS sisteminde belli bir adres aralığıdır. Örneğin, yukarıda verdiğimiz örnekte murat.anadolu.com.tr , bir yetki bölgesini gösterir. Her yetki bölgesinden sorumlu bir isim sunucusu, yani DNS sunucusu vardır. DNS sunucu yetkili olduğu bölgedeki bilgisayarların isimlerini IP adreslerini içerir. Aynı zamanda bu bölgeye dair sorgulamalara da yanıt verir. DNS sunucunun yetki bölgesi en az bir tane domain içerir. Bu domain bölgenin kök domaini olarak adlandırılır. Yetki bölgesinde kök domainin altında bir veya birden fazla alt domain içerebilir. Bir DNS sunucu birden fazla bölgeyi yönetebilir.

DNS sunucu çeşitleri

Çalışmalarına göre DNS sunucular üçe ayrılır. Birincil isim sunucu(Primary Name Server): Bölgesiyle ilgili bilgileri kendisinde bulunan bölgeden (zone file) elde eder. Bu dosyaya bilgiler elle tek tek girilir. İkincil isim sunucu(secondary name server): Bölgesiyle ilgili bilgileri bağlı bulunduğu bir DNS server’dan alır. Yani bilgileri bu sunucuya elle girmek gerekmez. Yalnızca-Kaşeleyen isim sunucu (caching-Only name server): Kendisinde bölge bilgilerinin tutulduğu bir dosya bulunmaz. Bağlı bulunduğu sunucuya sorarak topladığı bilgileri hem istemcilere ulaştırır, hemde kaşesine koyar.

Birincil DNS Sunucu

Birincil DNS sunucu yetkili olduğu bölge ile ilgili bilgileri kendi üzerinde bulunan bölge dosyasından (zone file) alır demiştik. O bölgede bulunan bilgisayarlara da DNS sunucu adresi olarak Birincil DNS sunucunun adresi verilir. Böylece isim/IP çözümlemesi yapan istemci bilgisayarlar Birincil DNS sunucuya başvururlar, isme karşılık IP adresi bilgisini ondan alırlar. İkincil DNS Sunucu

Eğer ağımızda çok sayıda bilgisayar varsa bütün bilgisayarların tek bir DNS sunucuya gitmeleri sonucunda isim/IP çözümleme performansımız düşecektir. Bu durumda ikinci bir DNS sunucu kurup bilgileri ona da tek tek elle gireriz ve bilgisayarların yarısında DNS sunucu olarak bu bilgisayarı gösteririz. Ama ağımızda çok bilgisayar olduğu için ikinci DNS sunucuya bilgileri girmek büyük bir yük getirecektir. Üstelik işlerimiz ilk girişle bitmeyecek. Bir de her iki DNS sunucusunun bilgilerinin güncel kalmasını sağlamamız gerekecektir. İkinci DNS sunucuda burda bize kolaylık sağlar. İkincil DNS sunucunun bilgilerini bağlı bulunduğu DNS sunucusundan alması “bölge bilgisi aktarımı”(zone transfer) olarak adlandırılır. İkincil DNS sunucu hem yük dağıtımı yapmamızı hem de bir arıza durumunda sistemin ayakta kalmasını (isim/IP çözümlemesi yapılabilmesi) sağlar. Her bölgenin bilgisi ayrı dosyalarda saklanır. Bu yüzden birincil, ikincil gibi gibi ayrımlar bölge temelinde yapılır. Yani bir DNS sunucu bir bölge için birincil DNS sunucu iken, başka bir bölge için ikincil DNS sunucu olabilir.

Yalnızca-Kaşeleyen DNS sunucu

İkincil DNS sunucu tek bir lokasyonda, hızlı bir ağ üzerinden birbirine bağlanmış çok sayıda bilgisayarın bulunduğu kurumlar için oldukça iyi bir çözümdür. Fakat kurumda çok sayıda bilgisayar bulunuyorsa birincil ile ikincil DNS sunucular arasındaki bölge bilgileri aktarımı büyük bir trafik üretecektir. Bunun çözümü için yalnızca-kaşeleyen DNS sunucu kurulmalıdır.yalnızca-kaşeleyen sunucuya bilgiler elle girilmez. İkinci lokasyondaki bilgisayarlara DNS sunucu olarak kendi lokasyonlarındaki yalnızca-kaşeleyen sunucunun adersi verilir.yalnıca-kaşeleyen DNS sunucuda birinci lokasyondaki birincil ya da ikincil DNS sunucunun adresi vardır. Bir bilgisayar isim/IP çözümlemesi yapacağı zaman bu yalnızca-kaşeleyen DNS sunucuya gider. Yalnızca-kaşeleyen DNS sunucuda bir bilgi yoktur bu yuzden yalnızca-kaşeleyen DNS sunucu iki lokasyon arasındaki hatta çıkar, bağlı bulunduğu DNS sunucuya gider, sorgulamasını yapar, aldığı yanıtı da soru soran kendi lokasyonundaki bilgisayara iletir ve elde ettiği bilgiyi bir DNS kaşesinde saklar. Eğer aynı bilgiye belli bir zaman diliminde ikinci bir bilgisayar daha erişmek isterse artık aradaki hatta çıkmadan elimizdeki bilgiyi kullanırız. DNS dosyaları

DNS için gerekli olan dosya türleri şunlardır: 1-named.boot: Bu dosya, DNS çalışmaya başladığında program tarafından okunan ilk dosyadır. 2-named.local: Bu dosya, \”loopback\” denilen ve makinenin kendisini gösteren adresin çözümlenmesi icin kullanılan bir dosyadır. 3. named.ca: En üst seviyede bulunan ve \”root server (.)\” denilen makinelerin adreslerini içerir. 4. named.hosts: Bu dosya, DNS çalıştıran bir alt alanda bulunan makinelerin adreslerinin yazıldığı yani sorumlu olduğunuz alanınızda çalısan tüm bilgisayarların adreslerinin tutuldugu dosyadır. 5. named.reverse: Bu dosya, yukarıda açıkladığımız named.hosts dosyasının içerdiği IP adreslerini makinelerin isimlerine çevirmek için kullanılır ve yapı olarak named.local dosyasına benzer. DNS\’te kullanılan kaynak kodlar ve anlamları Standart DNS kaynak kodlarının yazım formatı şu şekildedir: ; [isim] [ttl] [sınıf] [kod] [diger uygun tür - adres,açıklama vs.] [isim/name] : Sorumlu olunan alt alan ismini belirtir. [ttl] : (Time To Live). Saniye olarak bellekte (cache) tutulacak olan bilginin süresi. [sinif/class] : Kaydın sınıfını belirler. Diğer sınıflar olmasına rağmen DNS\’te genelde IN kullanılır. [kod] : Kaynak kodunun ne oldugunu gösterir. A,NS,MX,vs… A – Address : Belli bir makinenin internet adresini bildirmek ve makine ismini IP adresine eslemek icin kullanılır. CNAME – Canonical Name : Esas makine ismine ek olarak başka bir isim daha tanımlamak için kullanılır. HINFO – Host Information : Bilgisayarın donanım ve işletim sistemi bilgilerini yazmak için kullanılır MX – Mail Exchanger : Belli bir alan adına gelen e-postaların hangi makineye dağıtılacağını gösterir NS – Name Server: Internet üzerindeki belli bir alandan sorumlu olan bilgisayarın adresini belirtir PTR – Pointer : Bilgisayar IP adresini bilgisayar ismine eşlemek için kullanılır. SOA – Start of Authority : SOA tanımı, internet üzerindeki bir alanın başlangıcını ve bu alandan sorumlu olunduğunu belirlemek için kullanılır. TXT – Text Data : Açıklayıcı bilgi vermek amacıyla kullanılır WKS – Well Known Services : Bilgisayar tarafindan sunulan servisler hakkında bilgi verme amacıyla kullanılır DNS dosyaları içinde kullanılan anahtar sözcükler Directory: Belirtilen dosyaların bulunacağı dizin burada verilir. Cache: Cache dosyasını belirtir. Primary: Ana sunucunun (Primary Name Server) adı burada verilir. Alana ait temel bilgiler burada bulunur ve program ilk olarak aramaya bu sunucudan başlar. Forwarders: Ana sunucuda makine bulunamazsa burada belirtilen sunucuda aramaya başlanır Serial: Burada seri numarası bulunur ve bu numaranın dosyada yapılan her değişiklikten sonra bir artırılması gerekir. Refresh: Burada, ayarlama yapılan dosyaların ne kadar sürede bir kendini yenilediği belirtilir. Retry: Burada ne kadar sürede bir aramanın yeniden deneneceği belirtilir. Expire: Ne kadar süre sonra aramanın sonlandırılacağı belirtilir. Ttl (Time-To-Live): Belirtilen süre kadar cache tutulabileceğini belirtir. Burada süre verilmemişse SOA\’daki değer kullanılır. Name : Makine adı belirtilir. Data : IP numarası belirtilir. Bir name server’ın görevi *İsim/IP çözümlemesi yapmak *Yaptığı sorgulamaların sonuçlarını belli bir süre saklamak *Kendi domaini için isim/IP bilgilerini sunmak DNS sorgulaması Bilgisayar herhangi bir adres sorgusu yapmak istediğinde bu sorgusunu Lokal DNS’e gönderir(1). Lokal DNS ise bu adresi bularak isteğe cevap verir(2). Eğer Lokal DNS üzerinde bu bilgi yoksa sorgulama işleri aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi ilerler. Bilgisayar sorgusunu Lokal DNS’e gönderir(1). Lokal DNS bu isteği alır. Kendi verilerinde bu isteğin karşılığı bulunmadığı için kendisinin bir üst seviyesindeki yetkili root DNS makinasına bu isteği iletir(2). Root DNS aranılan adresten sorumlu olan sunucunun adresini yani uzaktaki DNS’in adresini Lokal DNS’e iletir(3). Lokal DNS aldığı bu adrese istenen sorguyu gönderir(4). Uzaktaki DNS istenen veriyi Lokal DNS’e gönderir(5). Lokal DNS ise aldığı veriyi sorgulama işleminin yapan ilk bilgisayara verir(6). Aynı isteklerin bir yerde toplanması(cache) sorgulama işleminin hızını arttırır. Lokal sunucu aynı adrese bağlanmak isteyen başka bir bilgisayar için (2) ve (3).cü adımları atlayarak işlemi daha hızlı gerçekleştirir. Ters DNS Sorgulaması

DNS sunucusu herzaman isim/IP çözümlemesi yapmaz. Eğer uygun bir şekilde kurulursaIP/isim çözümlemesi de yapabilir. Yani bir DNS sunucuya IP adresi verip, karşılığında isim de alabiliriz. Buna ters sorgulama (inverse query) denilir. Ters sorgulamayı kolaylaştırmak için in-addr.arpa adında özel bir domain yaratılır. Bu domainde de isim/IP eşlemeleri bulunur ama IP adresleri soldan sağa doğru, isimler ise sağdan sola doğru özelleştikleri için bu domaindeki adreslerin oktetleri tersten yazılır. In-addr.arpa domaini yaratıldıktan sonra işaretçi kayıtları (pointer records) denilen kayıtlar bu domaine eklenir. Örneğin, 195.142.78.98 adresine karşılık gelen bilgisayar ismini bulmak için DNS sunucuya 98.78.142.195.in-addr.arpa kayıtı sorulur. DNS Hizmetinin Kuruluşu

Anadolu.com.tr gibi bir domain ismine sahip bir işletmenin DNS sunucusunu oluşturmak için izleyeceğimiz basamaklar şunlardır: Öncelikle bu domain için C sınıfı adreslerin kullanıldığını varsayalım. C sınıfı adresimiz 195.194.34.0 olsun. Yani bu domaindeki adresler 195.194.34.1 ile 195.194.34.254 arasında yer alacaktır. DNS hizmetini yüklemeden önce TCP/IP özelliklerinden DNS sayfasına gidip domain ismini girmemizde yarar vardır. DNS hizmeti de diğer ağ hizmetleri gibi Denetim Masasındaki Ağ uygulamasından yüklenir, ve sistem yeniden başlatılır. Sistem açılınca Yönetimsel Araçlar menüsüne DNS yöneticisi şeklinde bir şık eklenir, DNS hizmeti buradan düzenlenir. DNS yöneticisi bölümüne girip DNS menüsünden New Server şıkkından DNS sunucu ekleriz. Sonra bu sunucu altına yetkili olduğumuz bir bölge (zone) yaratırız. Bunun için eklediğimiz sunucu üzerinde iken DNS menüsünden Yeni Bölge(new zone) şıkkını tıklarız. Sunucumuzu birincil yada ikincil olarak tanımlarız. Biz yeni bir kurulum yaptığımız için birincil’i seceriz. Karşımıza Bölge İsmi(Zone Name) ve Bölge Dosyası(zone file) isminin sorulduğu bir kutu gelir. Zone name kısmına anadolu.com.tr yazıp TAB tuşuna bastığımız takdirde bilgisayar otomatik olarak zone file bölümünü anadolu.com.tr.dns olarak yazar. Bu bilgileri girdikten sonra işlem,i tamamlamak için finish tuşuna basarız. Yeni oluşturduğumuz bölgede kendiliğinden yaratılmış kayıtlar vardır.bu kayıtların isimleri kayıt tipleri ve dataları yazılıdır.kayıt tipi bölümünde NS,SOA, ve A gibi ifadeler görürüz bu ifadeleri açıklamak gerekirse: NS, bu satırdaki kayıtın isim çözümleyici (name server) bilgisayara ait olduğunu gösterir. SOA, ise yetki bölgesi başlangıcı(start of authority) anlamına gelir ve DNS kuruluşu ile ilgili bilgiler içerir. Örneğin, kayıt sonunda eğer “administrator” ifadesi varsa bu ifade bölgeden sorumlu kişinin adını içerdiğini gösterir. A kayıtı ise isim çözümleyici bilgisayarın, yani DNS sunucu bilgisayarın IP adresini verir. Ters sorgulama yapacaksak bu aşamada ters sorgulama bölgesini (reserve look-up zone) de yaratmalıyız. Bunun için DNS New Zone şıkkını tıklarız. Yaratacağımız bölge yine birincil olmalıdır. Bölgenin ismi 1.107.195.in-addr.arpa şeklinde olacak. Bu ismin ilk kısmı bir IP adresine karşılık geliyor. İkinci kısım olan in-addr.arpa ise her ters sorgulama bölgesinin isminde bulunması gereken bir ifadedir. Girdiğimiz adres C sınıfı bir adres olduğu için de üç oktet kullandık. Böylece sonuncu oktet ne olursa olsun bize 195.107.1 ile başlayan bir adres sorulduğunda bu adrese karşılık gelen sorgulayabilecez.

Referans:http://www.sdu.edu.tr/emre/makale.php?id=dns

16 Görüntülendi.

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://www.burhanbayrak.com/blog/index.php/2013/02/15/dns-domain-name-system-nedir/

Şub
12

Turgut Özakman

Turgut Özakman1 Eylül 1930 tarihinde, Ankara’da dünyaya geldi. 1930 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmasının ardından bir dönem avukat olarak çalışan Özakman, daha sonra Köln Üniversitesi’nde tiyatro eğitimi aldı ve de Devlet Tiyatrosu’nda dramaturg görevine atandı.

TRT’de Merkez Program Daire Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı, Devlet Tiyatrolarında Genel Müdür Başyardımcılığı ve 19831987 yılları arasında Genel Müdürlük görevlerinde bulunan Özakman, 1988-1994 yılları arasında ise RTÜK’de başkan yardımcısı olarak görev yaptı.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nin Tiyatro Bölümü’nde kadrolu öğretim üyesi olarak uzun yıllar görev yapan Özakman, bu üniversiteye verdiği emeklerden dolayı 2007 yılında fahri doktora ünvanı kazandı.

Turgut Özakman’ın 2005 yılında kaleme aldığı Şu Çılgın Türkler adlı roman, kısa sürede 300’ün üzerinde baskı yaparak 600.000’e yakın kopya sattı. Kurtuluş Savaşı’nı ele alan tarihi roman, 1921-1922 yılları arasında yaşanan olayları akıcı bir dille kaleme alırken, gençlere yakın tarihimizi hatırlatmak açısından büyük bir önem ve etkiye sahip oldu.

Şu Çılgın Türkler’in ardından 2008 yılında Diriliş – Çanakkale 1915, 2009 yılında ise Cumhuriyet – Türk Mucizesi adlı kitapları kaleme alan Özakman, 2010 yılında tamamlanan ve Atatürk’ü genç nesile tanıtmak gibi önemli bir hedefi olan Dersimiz; Atatürk adlı belgeselin yazarlık ve editörlük görevlerini üstlendi. Özakman’ın yakın tarihimizi konu alan 1994 tarihli Kurtuluş ve 1998 tarihli Cumhuriyet adlı iki yapımı daha bulunmakta.

Evli olan Özakman, üç çocuk ve üç torun sahibidir.

Romanları

Korkma İnsancık Korkma, 1994.

Romantika, 2000.

19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun’da, 2002.

Şu Çılgın Türkler, 2005.

Diriliş – Çanakkale 1915, 2008.

Cumhuriyet – Türk Mucizesi, 2009.

Cumhuriyet – Türk Mucizesi – 2, 2010.

32 Görüntülendi.

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://www.burhanbayrak.com/blog/index.php/2013/02/12/turgut-ozakman/

Toplam 17 sayfa, 13. sayfa gösteriliyor.« İlk...1112131415...Son »